Sinema Yazarı, Belgeselci ve Gazeteci Burçak Evren, Sinema ve yazarlık serüvenini anlattı.Türk sinemasının bugünkü durumunu, geleceğini ve hazırladığı yeni kitabını değerlendirdi.
Evren,
“Türk Sineması büyük bir atılım içerisinde. Dünyanın neresinde giderseniz gidin
Türk Sinemasının bilindiğini görürsünüz. Türk sineması yerinde sayıyor gibi
şeyler söyleniyor ama Türk Sineması çok iyi atılımlar içerisinde. Türk Sineması
4-5 yıl içerisinde dünyada kendisinden en çok söz ettiren sinemalardan birisi
olacak.” dedi.
Erciyes
Film Festivali ile ilgili neler söylemek istersiniz?
Yavaş yavaş geleneksel olmaya başlayan bir etkinlik.
En azından belgesel dalında çok iyi. Geçtiğimiz yıldan itibaren kurmaca dalı da
eklendi. Bu dalda da çok önemli çalışmalar yapılıyor. Türkiye’de öğrencilerin
yaptığı belgesellerin ilk defa değerlendirildiği yer. Ben 4 yıldır bu festivale
katılıyorum. Her geçen gün daha farklı açılardan kendini büyütmeye yönelik bir
festival bu. Beni şaşırtıyor. Artık yavaş yavaş bu üniversitenin sınırlarını da
zorlayacak, giderek Kayseri’nin festivali olacak. O yolda ilerliyor. Burada
başarı festival ekibinin. Sadece şenlik olarak değil görsel olarak yapmaları
önemli bir şey. Bu festivalin Kayseri’yi kapsayacağını ve kucaklayacağını
düşünüyorum.
Hayatınızı
yönlendiren iki şey Gazetecilik ve Sinema. Bu işe nasıl yöneldiniz bu istek
nereden geldi?
Ben şanslı bir insanım. Çünkü olmak istediğim her
şeyi oldum. Gazeteci olmak istedim, Arkeolog olmak istedim, Sinema Yazarı olmak
istedim, Tarihçi olmak istedim. Bunların hepsini oldum. Tabii ki insan bir şey
olmak istiyorsa önünde hiçbir engel yoktur. Gerek Sinemacılığa gerekse
Gazeteciliğe hala devam ediyorum. 40 yıldır aynı heyecanla devam ediyorum. 70
tane kitabım var ama her kitabım çıktığında ilk kitabım çıkmış gibi
hissediyorum. Sanıyorum bunlar benim yaşam biçimim. Üstelik mesleğim. Herkesin
hobisi olan şey benim mesleğim. Bu çok güzel bir şey. İnsanın hobisinden
yaşamını sürdürmesi büyük keyif veriyor ve o heyecanı daha da arttırıyor. Onun
için herkese tavsiyem sevdiği işi yapması. Biz zamanında sinema izlediğimiz
için dayak yerdik. Bugün insanlar çocuklarını sinemacı yapmak için uğraşıyor.
Devir değişti ve bunlar çok güzel şeyler. Sevilen bir mesleği yaşam biçimi
yapıp hayatı sürdürmek gerekir.
Sinema
Eleştirmenliği yapıyorsunuz ve bunun için çok büyük bir bilgi birikime
ihtiyacınız var. Neredeyse her dalda bilgi sahibi olmanız gerekir. Bu durumda
bu yükün altından kalkmak zor olmuyor mu?
O kadar set koymaya gerek yok. Her eleştirmen her
şeyi bilmek zorunda değil. Ama bilmelidir de. Ben sinema yazarlığını şöyle
tanımlıyorum: “1.si herkesten daha fazla okuyacak, herkesten daha fazla
izleyecek ve tüm etkinliklere katılacaksınız.” Yani biz sinemaya bir şeyler
verirken aslında sinemada bize çok şey veriyor. Onun için bunu süreç içinde
birlikte öğreniyorsunuz. Yoksa bununki fena değil. Seviyeli ve düzenli bir
çalışma diyor, ama öğrendikçe olur her şey. Türk sinema tarihinde bilmediğimiz
şeyler de çıkabiliyor. Zaten bunun sonu yok. Sonu olmadığı için de güzel bir
şey. Sizi dinamik ve etkin tutuyor. Öğrenmenin bir sınırı yok. Ben öğrendim,
bildim, yaptım diye bir şey yok. Sürekli okumak gerekiyor ve okumayı bitirmemek
gerekiyor. Okumayı ders olarak değil keyif haline getirmek gerekiyor. Sinemayla
ilgili bir dergi çıktığı zaman onu okumadığın zaman rahatsız olman gerekiyor. Yeni
çıkan bir filmi görmediğin zaman duramamalısın. Ben bunları görevim olduğu için
değil, sevdiğim için yapıyorum.
Peki,
bir Sinema Eleştirmeni olarak Türk Sinemasını nasıl görüyorsunuz?
Türk Sinemasının iyi veya kötü, olumlu ya da
olumsuz, başaralı ya da başarısız olduğunu soyut kelimelerle anlatamayız.
Verilerle anlatmak zorundayız. Verilere baktığımız vakit Türk Sineması büyük
bir atılım içerisinde. Yani artık dünyanın neresinde giderseniz gidin Türk
Sinemasının bilindiğini görürsünüz. Türk sineması yerinde sayıyor gibi şeyler
söyleniyor ama Türk Sineması çok iyi atılımlar içerisinde. Bugün elimizin boş
döndüğü bir festival yok. Onun için iyi verilerdir. Amerikan Film seyircisiyle
Türk Film seyircisine baktığımız zaman eşit sayıda ilerliyor. Bu çok az
rastlanan bir şey. Türk Sineması 4-5 yıl içerisinde dünyada kendisinden en çok
söz ettiren sinemalardan birisi olacak.
Günümüz gençlerine bakarak Türk Sinemasının geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Ben yine istatistiklere bakarak söylüyorum. Bu sene
70 film yapıldı. Bunun 30 tanesi ilk yönetmenlik sınavını verenlerden geldi.
İstanbul, Adana, Antalya film festivallerinde bunlara ödüller verildi. Son 15
yıldır en büyük ödülleri hep ilk filmi yapan gençler alıyor. Gençler paldır
küldür geliyor. Bunları görmemezlikten gelmek olmaz. Hiçbir sinema bu kadar
gençleşmiyor, kendini yenileyemiyor. Her yıl en az 20 kişi sinemamıza
katılıyor. Bu hiç azımsanmayacak bir rakam. Dünya sinemasında bunun örneği
olduğunu sanmıyorum. Bu gençlerin ne kadar sinema yapmak istediğini gösteriyor.
Fransız, Alman sinemalarında bunlar yok. Ama Türkiye’de her yıl en az 20 kişi
ilk projesiyle ulusal ve uluslararası alanlarda ödül alıyor.
Peki,
şuanda neler yapıyorsunuz?
Bilindiği gibi ben senede 6-7 sinema kitabı yapmak
zorundayım. Benim bir işim yazarlık, bir gazetede köşe yazarlığı yapıyorum
bunun yanında da 7 üniversitede ders veriyorum. Birde TRT ile belgeseller
yapıyorum. Belgeseller, Kitaplar, Gazetecilik ve 7 Üniversitede ders vermek
şuanda yaptığım işler.
70
kadar kitabınız var. Bu kitaplarda vermek istediğiniz mesajlar neler?
Tek bir mesaj vermek istiyorum. Türk sinemasıyla
ilgili yarına bir bellek bırakmak istiyorum. Benim görevim bu. Ben Sinema
Tarihçisiyim ve bu tarihçeyi bir bellek olarak bırakmak istiyorum. Sinema
Tarihiyle ilgili çalışmalar yapmak çok hoşuma gidiyor. Ben dönemime tanıklık
etmek istiyorum ve geleceğin belleğini yapmak istiyorum. Bu kitapları görenler
sadece yönetmek olmak istemeyecek. Aynı zamanda yazar ve sinema eleştirmeni de
olmak isteyecek. Tek amacım bu. Dönemimi kitaplar halinde bırakmak.
Geleceğin
Sinema Eleştirmeni olmak isteyenlerine neler söyleyeceksiniz?
Bunu bir hayat biçimi yapsınlar. Sinema film
izlemekten daha çok sinema üzerine okumakla olacak bir şey. Yani bir film
izleyin 5 kitap okusun ve sinemayı günü gününe izlesinler. Belli bir zamandan
sona bu kitap okumalar ve izlemeler büyük tecrübe olacaktır. Sinema eleştirmeni
olmak bir meslek sahibi olmak gibi değildir. Şimdiden başlamak gerekir zaten o
kendiliğinden olur. Ben kendimi hala amatör sayıyorum. Amatör görüyorum. Hala
amatör ruhla ve heyecanla çalışıyorum.
Son olarak neler söylemek istersiniz?
Sinema bir yaşamdır. Dünyanın en keyifli işidir. Sinema bir hobi değil yaşamın parçasıdır. Onunla iyi geçinirseniz onun size vereceği çok şey vardır. Bana çok şey verdi, ben her şeyi sinemaya borçluyum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder