3 Mayıs 2013 Cuma

“TÜRK SİNEMASI BÜYÜK BİR ATILIM İÇERİSİNDE”

Sinema Yazarı, Belgeselci ve Gazeteci Burçak Evren, Sinema ve yazarlık serüvenini anlattı.Türk sinemasının bugünkü durumunu, geleceğini ve hazırladığı yeni kitabını değerlendirdi.

Evren, “Türk Sineması büyük bir atılım içerisinde. Dünyanın neresinde giderseniz gidin Türk Sinemasının bilindiğini görürsünüz. Türk sineması yerinde sayıyor gibi şeyler söyleniyor ama Türk Sineması çok iyi atılımlar içerisinde. Türk Sineması 4-5 yıl içerisinde dünyada kendisinden en çok söz ettiren sinemalardan birisi olacak.” dedi.
Erciyes Film Festivali ile ilgili neler söylemek istersiniz?
Yavaş yavaş geleneksel olmaya başlayan bir etkinlik. En azından belgesel dalında çok iyi. Geçtiğimiz yıldan itibaren kurmaca dalı da eklendi. Bu dalda da çok önemli çalışmalar yapılıyor. Türkiye’de öğrencilerin yaptığı belgesellerin ilk defa değerlendirildiği yer. Ben 4 yıldır bu festivale katılıyorum. Her geçen gün daha farklı açılardan kendini büyütmeye yönelik bir festival bu. Beni şaşırtıyor. Artık yavaş yavaş bu üniversitenin sınırlarını da zorlayacak, giderek Kayseri’nin festivali olacak. O yolda ilerliyor. Burada başarı festival ekibinin. Sadece şenlik olarak değil görsel olarak yapmaları önemli bir şey. Bu festivalin Kayseri’yi kapsayacağını ve kucaklayacağını düşünüyorum.

Hayatınızı yönlendiren iki şey Gazetecilik ve Sinema. Bu işe nasıl yöneldiniz bu istek nereden geldi?
Ben şanslı bir insanım. Çünkü olmak istediğim her şeyi oldum. Gazeteci olmak istedim, Arkeolog olmak istedim, Sinema Yazarı olmak istedim, Tarihçi olmak istedim. Bunların hepsini oldum. Tabii ki insan bir şey olmak istiyorsa önünde hiçbir engel yoktur. Gerek Sinemacılığa gerekse Gazeteciliğe hala devam ediyorum. 40 yıldır aynı heyecanla devam ediyorum. 70 tane kitabım var ama her kitabım çıktığında ilk kitabım çıkmış gibi hissediyorum. Sanıyorum bunlar benim yaşam biçimim. Üstelik mesleğim. Herkesin hobisi olan şey benim mesleğim. Bu çok güzel bir şey. İnsanın hobisinden yaşamını sürdürmesi büyük keyif veriyor ve o heyecanı daha da arttırıyor. Onun için herkese tavsiyem sevdiği işi yapması. Biz zamanında sinema izlediğimiz için dayak yerdik. Bugün insanlar çocuklarını sinemacı yapmak için uğraşıyor. Devir değişti ve bunlar çok güzel şeyler. Sevilen bir mesleği yaşam biçimi yapıp hayatı sürdürmek gerekir.

Sinema Eleştirmenliği yapıyorsunuz ve bunun için çok büyük bir bilgi birikime ihtiyacınız var. Neredeyse her dalda bilgi sahibi olmanız gerekir. Bu durumda bu yükün altından kalkmak zor olmuyor mu?
O kadar set koymaya gerek yok. Her eleştirmen her şeyi bilmek zorunda değil. Ama bilmelidir de. Ben sinema yazarlığını şöyle tanımlıyorum: “1.si herkesten daha fazla okuyacak, herkesten daha fazla izleyecek ve tüm etkinliklere katılacaksınız.” Yani biz sinemaya bir şeyler verirken aslında sinemada bize çok şey veriyor. Onun için bunu süreç içinde birlikte öğreniyorsunuz. Yoksa bununki fena değil. Seviyeli ve düzenli bir çalışma diyor, ama öğrendikçe olur her şey. Türk sinema tarihinde bilmediğimiz şeyler de çıkabiliyor. Zaten bunun sonu yok. Sonu olmadığı için de güzel bir şey. Sizi dinamik ve etkin tutuyor. Öğrenmenin bir sınırı yok. Ben öğrendim, bildim, yaptım diye bir şey yok. Sürekli okumak gerekiyor ve okumayı bitirmemek gerekiyor. Okumayı ders olarak değil keyif haline getirmek gerekiyor. Sinemayla ilgili bir dergi çıktığı zaman onu okumadığın zaman rahatsız olman gerekiyor. Yeni çıkan bir filmi görmediğin zaman duramamalısın. Ben bunları görevim olduğu için değil, sevdiğim için yapıyorum.
"Geleceğin Sinema Eleştirmeni olmak isteyenler bunu bir hayat biçimi yapsınlar. Sinema film izlemekten daha çok sinema üzerine okumakla olacak bir şey. Yani 1 film izleyip 5 kitap okusun ve sinemayı günü gününe takip etsinler."
Peki, bir Sinema Eleştirmeni olarak Türk Sinemasını nasıl görüyorsunuz?
Türk Sinemasının iyi veya kötü, olumlu ya da olumsuz, başaralı ya da başarısız olduğunu soyut kelimelerle anlatamayız. Verilerle anlatmak zorundayız. Verilere baktığımız vakit Türk Sineması büyük bir atılım içerisinde. Yani artık dünyanın neresinde giderseniz gidin Türk Sinemasının bilindiğini görürsünüz. Türk sineması yerinde sayıyor gibi şeyler söyleniyor ama Türk Sineması çok iyi atılımlar içerisinde. Bugün elimizin boş döndüğü bir festival yok. Onun için iyi verilerdir. Amerikan Film seyircisiyle Türk Film seyircisine baktığımız zaman eşit sayıda ilerliyor. Bu çok az rastlanan bir şey. Türk Sineması 4-5 yıl içerisinde dünyada kendisinden en çok söz ettiren sinemalardan birisi olacak.

Günümüz gençlerine bakarak Türk Sinemasının geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Ben yine istatistiklere bakarak söylüyorum. Bu sene 70 film yapıldı. Bunun 30 tanesi ilk yönetmenlik sınavını verenlerden geldi. İstanbul, Adana, Antalya film festivallerinde bunlara ödüller verildi. Son 15 yıldır en büyük ödülleri hep ilk filmi yapan gençler alıyor. Gençler paldır küldür geliyor. Bunları görmemezlikten gelmek olmaz. Hiçbir sinema bu kadar gençleşmiyor, kendini yenileyemiyor. Her yıl en az 20 kişi sinemamıza katılıyor. Bu hiç azımsanmayacak bir rakam. Dünya sinemasında bunun örneği olduğunu sanmıyorum. Bu gençlerin ne kadar sinema yapmak istediğini gösteriyor. Fransız, Alman sinemalarında bunlar yok. Ama Türkiye’de her yıl en az 20 kişi ilk projesiyle ulusal ve uluslararası alanlarda ödül alıyor.

Peki, şuanda neler yapıyorsunuz?
Bilindiği gibi ben senede 6-7 sinema kitabı yapmak zorundayım. Benim bir işim yazarlık, bir gazetede köşe yazarlığı yapıyorum bunun yanında da 7 üniversitede ders veriyorum. Birde TRT ile belgeseller yapıyorum. Belgeseller, Kitaplar, Gazetecilik ve 7 Üniversitede ders vermek şuanda yaptığım işler.

70 kadar kitabınız var. Bu kitaplarda vermek istediğiniz mesajlar neler?
Tek bir mesaj vermek istiyorum. Türk sinemasıyla ilgili yarına bir bellek bırakmak istiyorum. Benim görevim bu. Ben Sinema Tarihçisiyim ve bu tarihçeyi bir bellek olarak bırakmak istiyorum. Sinema Tarihiyle ilgili çalışmalar yapmak çok hoşuma gidiyor. Ben dönemime tanıklık etmek istiyorum ve geleceğin belleğini yapmak istiyorum. Bu kitapları görenler sadece yönetmek olmak istemeyecek. Aynı zamanda yazar ve sinema eleştirmeni de olmak isteyecek. Tek amacım bu. Dönemimi kitaplar halinde bırakmak.

Geleceğin Sinema Eleştirmeni olmak isteyenlerine neler söyleyeceksiniz?
Bunu bir hayat biçimi yapsınlar. Sinema film izlemekten daha çok sinema üzerine okumakla olacak bir şey. Yani bir film izleyin 5 kitap okusun ve sinemayı günü gününe izlesinler. Belli bir zamandan sona bu kitap okumalar ve izlemeler büyük tecrübe olacaktır. Sinema eleştirmeni olmak bir meslek sahibi olmak gibi değildir. Şimdiden başlamak gerekir zaten o kendiliğinden olur. Ben kendimi hala amatör sayıyorum. Amatör görüyorum. Hala amatör ruhla ve heyecanla çalışıyorum.

Son olarak neler söylemek istersiniz?
Sinema bir yaşamdır. Dünyanın en keyifli işidir. Sinema bir hobi değil yaşamın parçasıdır. Onunla iyi geçinirseniz onun size vereceği çok şey vardır. Bana çok şey verdi, ben her şeyi sinemaya borçluyum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder