Söyleşi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Söyleşi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Şubat 2014 Çarşamba

“EDEBİYATTAKİ YENİ DİL GEZİ’DEN ÇIKTI”

Öykü eleştirmeni Ayşegül Tözeren, Türk Edebiyatının doğuşu ve gelişimini değerlendirdi.
Tözeren’in, Edebiyatımızda gezi olayları sonrası oluşan yeni dile ilişkin çıkarımı şöyle oldu: “Bu dili yaratan kadın ve LGBT bireylerdir. Gezi olaylarında da gördük ki bir yenileşme hareketi olacaksa bu kadınlardan ve LGBT bireylerden gelecektir.”

10 Ekim 2013 Perşembe

ANNESİNİ DİNLEMEDİ CEHENNEMDE YANDI

Akşam annesiyle konuştu, gece rüya gördü, sabah ise ressamlığı bıraktı.
Ressamlığa çocukluğunda başlamıştı fakat 2008 yılında korkulu bir rüya gördü. Bekir Güngör, gördüğü rüyayı ise şöyle anlattı: “Annem elimin Kaligrafiye yatkın olduğunu söyledi. Benim ressamlığı bırakmamı Kaligraf olmamı istiyordu. Bense onu dinlemiyor geçiştiriyordum. Bir gece rüyamda cehenneme atılmıştım. Annemi dinlemediğim için yanıyordum. Sabah uyandığımda anneme rüyayı anlattım. Annem ise bana ‘Sende mi aynı rüyayı gördün’ cevabını verdi. Daha sonra ressamlığı bıraktığımı kendi kendime itiraf ettim. O günden bu yana resim çizmiyorum.”

23 Ağustos 2013 Cuma

TARİHİ MEDRESE İŞKENCEDEN KURTULDU

Hunat Hatun Medresesi, Kültür ve Sanat Merkezi'ne dönüştürülerek, adeta işkenceden kurtuldu. BŞB Genel Sekreteri Mustafa Yalçın, tarihi medreseyi anlattı.
Kayseri'de bulunan Hunat Hatun Medresesi bir dönem müze, çarşı ve kermes alanı gibi değişik amaçlar için kullanılmıltı.Restore edildikten sonra hediyelik eşya çarşısına dönüştürüldüğü dönemde çarşı esnafı tarafından bazı çirkin tahrifatlara mahkûm kamıştı. Vakıflar Bölge Müdürlüğü ile protokol imzalayan Büyükşehir Belediyesi Hunat Medresesini Kültür Merkezine dönüştürerek işkenceye son verdi. Selçuklu tarihinin önemli yapıtlarından olan bu medrese artık sanatın ve sanatçıların en büyük ilham kaynağı olması bekleniyor. Kültür ve Sanat Merkezi haline dönüştürüldüğü günden bu yana binlerce kişi tarafından ziyaret edilen Medrese yeni işlevi ile şehrin yapı taşı haline geldi. Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Mustafa Yalçın Hunat Hatun Medresesinin neden Kültür ve Sanat Merkezi yapıldığını, kültürel hayatın canlılığını, orada yapılmak istenenleri ve yapılmakta olanları anlattı.

25 Temmuz 2013 Perşembe

"EBRU ALTIN ÇAĞINI YAŞIYOR"

Ebru sanatının günümüz temsilcilerinden Hüseyin Garan, "Güzel Ebru yapan biri değil, Ebru yapan güzel biri olmak istiyorum."
Nam-ı değer 'Hiç' (Hüseyin Garan)
Bir emek ister Ebru yapmak. Geçmişten gelen bir gelenektir. Ustası zor çıkar Ebru sanatının. Yıllar vermek gerekir bu sanata. Bir çizik darbesi atmak için yıllar… İşte buydu onların davası. Tutkuydu onlar için Ebru yapmak. Sadece kendi çabasıyla öğrenenler dışında usta çırak ilişkisiyle yetişenlerde vardı. Hüseyin Garan, ustalık çıraklık geleneğinden gelmekte. Yıllarını Ebru sanatına adamış ve birçok sergi açmış. Eserlerinde ‘Hiç’ mahlasını kullanıyor. Bugün ise Hunat Kültür Sanat merkezinde bir sergi ve ufak bir atölye ile Ebru meraklılarının karşısında. 

3 Temmuz 2013 Çarşamba

ÖDÜL DELİSİ YÖNETMEN!

2012 Yılının en çok ödül alan 3. Belgesel filmi Çöp’ün yönetmeni Burak Türten, belgeselin hikayesini anlattı.
O bir üniversite öğrencisi… Yaptığı belgesel ile kimselerin göremediğini gösterdi. Çöp belgesel filmi ile 10 farklı yarışmada ödül aldı. Son ödülü ise Avrupa’dan geldi. Kayseri’nin gururuyken, Türkiye’nin gururu oldu. Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesinin adını da tüm dünyaya duyurdu.

9 Mayıs 2013 Perşembe

"SAKAL, PİPO VE BEYOĞLU VAZGEÇİLMEZİM!"

Ben bir Anarşistim diyen Gazeteci Ahmet Külsoy, ilginç ve macera dolu yaşamını anlattı. 
Külsoy, kendisini şu sözlerle tanımladı:"Sakalım İsyanımdır, Sakal Özgürlüktür” "Beni terk etmeyen tek şey Pipo” “Beyoğlu olmadan yaşanmaz”

7 Mayıs 2013 Salı

“SİNEMAMIZ KİMLİK SORUNU YAŞIYOR”

Sinema Yazarı İhsan Kabil, Türk sinemasına ilişkin düşüncelerini anlattı.
Kabil, Türk sinemasına ilişkin şu değerlendirmede bulundu: "Türk Sineması kendini layıkıyla ortaya koyabilmiş değil. Kültürel kaynaklardan yeterince yararlanmıyor. Geleneğine pek gelemiyor, oradaki değerlerini pek yorumlayamıyor. Bence o sorunlar giderildiğinde sinemamızın kimlik sorunu aşılacaktır.

3 Mayıs 2013 Cuma

“TÜRK SİNEMASI BÜYÜK BİR ATILIM İÇERİSİNDE”

Sinema Yazarı, Belgeselci ve Gazeteci Burçak Evren, Sinema ve yazarlık serüvenini anlattı.Türk sinemasının bugünkü durumunu, geleceğini ve hazırladığı yeni kitabını değerlendirdi.

Evren, “Türk Sineması büyük bir atılım içerisinde. Dünyanın neresinde giderseniz gidin Türk Sinemasının bilindiğini görürsünüz. Türk sineması yerinde sayıyor gibi şeyler söyleniyor ama Türk Sineması çok iyi atılımlar içerisinde. Türk Sineması 4-5 yıl içerisinde dünyada kendisinden en çok söz ettiren sinemalardan birisi olacak.” dedi.

30 Nisan 2013 Salı

AKBIYIK, TÜRK SİNEMASINI ANLATTI

Gazeteci ve sinema yazarı S. Serdar Akbıyık, Türk sinemasının günümüzdeki durumu, Erciyes Film Festivali ve Gazetecilik üzerine konuştu.
Serdar Akbıyık, Türk sinemasına ilişkin şu derğerlendirmede bulundu: "Türk sineması ne yazık ki köksüz, temelsiz… Bir dili, bir tarzı yok. Çünkü milli kimliğinde derdinin ne olduğunda buluşamamış toplumun ürettiği bir sinema. Yani bir dil yok bu sinemada. Türk sineması diye bir şeyden bahsetmek bence polyannacılık."

25 Nisan 2013 Perşembe

‘’ARMUTLU TARLA’NIN ÖZÜNDE SEVDALILAR VARDIR’’

Kayserili yazar İsmail Bozkurt ile son kitabı Armutlu Tarla ve onun izlenimlerinden bahsetti. Bozkurt, neden Manzum yazdığını da açıkladı.
İSMAİL BOZKURT

15 Mart 2013 Cuma

‘’YAZARKEN DE, SÖYLERKEN DE ÇOK AĞLADIM’’

'Düşlerin Ressamı’ olarak bilinen ünlü sanatçı Murat Yılmazyıldırım, hayatını anlattı. 
Murat Yılmazyıldırım, Düş Sokağı Sakinlerinden bu yana yalnız ilerliyor. Yazdığı parçaların birçoğu hayranlarını ağlatan cinsten. Duygusal yanı ile herkesi etkileyen Yıldırım, o parçaları şöyle yorumladı: "Ben çok ağladım bu gayet normal. Ben yaptığım şarkıdan sonra ellerimi açıp Allaha yalvardığımı ve hüngür hüngür ağladığımı bilirim."


26 Şubat 2013 Salı

‘’KENT İÇİN ÇALIŞIYORUZ’’

Mazaka Yayıncılık Editörü Yazar İrfan Birol, Türkiye'deki edebiyat ortamını değerlendirdi ve Kayseri'de yaptığı çalışmaları anlattı.


Birol, ''Biz Kayseri’de kimsenin uğraşmadığı işlerle uğraşıyoruz. 2-3 ya da 5 yıl çalışıp da kitap çıkartan yazar yok denecek kadar az. Bir biz uğraşıyoruz bunlarla. Bu yüzden Kent için çalıştığımızı belirtiyoruz.''

12 Şubat 2013 Salı

FARKLI BİR BAKIŞ: SURET-İ ALEM

Suret-i Alem Fotoğraf ve Sinema Sanatı Derneği başkanı Yusuf Kartal, fotoğrafçılığı anlattı.

Kartal; ''İnsanı bilmeyen, İnsanın derdini tasasını bilmeyen ve okumayan insan fotoğrafçı olamaz. Fotoğraf kitapları okumayan, Fotoğrafçılık altyapısı olmayan kuru bir görüntü elde eder.''

10 Şubat 2013 Pazar

‘’İNSANLAR TÜKETTİKLERİ EKMEK KADAR KİTAP OKUSUN’’

Laçin yayınevi sahibi Mehmet Çelebi, Türkiye'de okunan kitap miktarının çok az olduğunu söyledi ve basılan kitapların okunmadığını söyledi.
Birbirinden değişik kurum ve kuruluşları, değişik kişilikleri ve yaptıkları çalışmaları sizinle paylaşıyorum. Bugün tabiri caizse tırnakları ile kazıyarak bir yerlere gelen ve bugün tutunmaya çalışan Lâçin yayınevinden sizinle birlikte olacağız. Bu yayınevi uzun yıllardır Kayseri’nin Kültür ve Sanat hayatına hizmet etmekte. Zaten aldığı ödüller, plaketler ve şiltler bunun bir göstergesi.

6 Şubat 2013 Çarşamba

GENÇ EDEBİYATSEVERLERİN DERGİSİ: 'ESRAR'

Genç şairler çıkardıkları "Esrar Şiir ve Sanat Dergisini" anlattı.
Kayseri’nin edebiyat çevresine genç bir vizyon kazandıran Esrar şiir sanat dergisi, 5 genç arkadaş tarafından çıkartılıyor. Her birinin farklı tarzı var. Onların dergisinin hikâyesi çok acayip. Toplanıyorlar sohbet ediyorlar bir bakmışlar Esrar dergisinin yeni sayısı. Alptuğ Toplaktaş da öyle söylüyor zaten: “Biz bir araya geliyoruz sohbet ediyoruz birde bakıyoruz ki dergi ortaya çıkmış.’’

YAZAR DEĞİL KAYNAKÇA!

Kayseri'nin kaynakçası diye tabir edilen araştırmacı yazar Hüseyin Cömert, çalışmalarını ve 'Kayserili Mustafa Remzi Bey'in hatıraları' isimli son kitabını anlattı.
O Kayseri’nin yıllarca Kayseri İl Kültür Müdürlüğünü yaptı ve oranın tarihini çok iyi bilen biri. Yıllarca arşiv araştırmalarında bulundu ve geçmişi irdeledi. Bakmadığı dosya kalmadı. Bildikleri ile tam bir kaynakça görevinde olan Hüseyin Cömert, bildiklerini kendine saklamadı Yaptığı kitaplar ile gelecekte araştırma yapmak isteyenler için kaynakça oluşturdu ‘’Kayserili Mustafa Remzi Bey’in Hatıraları’’ isimli son kitabı ise kaynakça niteliğindeki son kitabı.

27 Ocak 2013 Pazar

50 YILLIK SANAT EMEKÇİSİ

Çıra Sanat Atölyesi kurucusu Edebiyat Öğretmeni Uygur Orhan, 50 yıldır sanat için verdiği mücadeleyi anlattı.
Hayatını sanat ile geçiren bir edebiyat öğretmeni. O sanatın içinde doğdu. Çünkü babası ünlü bir heykeltıraştı. Yıllarını Marmara depremi mağdurlarına yardım için başladığı sokak ressamlığı yaparak geçirdi. 12 yıl sokaklarda resim çizdi. Hep kenar mahallelere yardım etmek için çalıştı. Halkçı ve hümanist kişiliği onun sevilmesinin en büyük sebebiydi. 4 defa sanat işleri için atölye açıp kapattı.  Onun son durağı ise Çıra Sanat Atölyesi. Defalarca ödül aldı. İlginç çalışmaları ile görenleri şaşırttı. ‘’La Ressamçi’’ bunun bir örneğiydi. Sanatın her kolu ile ilgilendi. O Kayseri’nin 50 yıllık sanat emekçisi. Üstadın İsmi ise Uygur Orhan.

20 Ocak 2013 Pazar

AFGANİSTAN İLE TÜRKİYE ARASINDA GÖNÜL ELÇİLERİ OLDULAR

Ülkemizde eğitim gören Afganistanlı öğrenciler iki ülke arasında adeta gönül elçiliği yapıyor. Hem kültürel hem de sanatsal anlamda birçok alışverişin elçiliğini yapıyorlar.

Kayseri’de okuyan Afganistanlı öğrencilerin temsilcisi Hajimorad Sultan, ''Türk öğrenciler bizi bir Türk gibi görüp kabul ettiler. Yani açıkçası her hangi bir yabancılık çekmedik. Onlardan biri gibiyiz. Özellikle de Afganistan deyince böyle bir farklı yanaşıyorlar. Türk-Afgan dostluğundan dolayı bir kardeşlik bağı var. Bizi gördüklerinde sarılıyorlar hemen. Bir de kültür yakınlığımız olduğundan dolayı her hangi bir sıkıntı yaşamıyoruz. Türkiye bizim ikinci vatanımız gibi oldu. Biz buradan çok memnunuz'' dedi.

20 Aralık 2012 Perşembe

BAKKAL CAMINDAN RENKLİ CAMA

Kitap hediye etmeye bakkal camına soru yazarak başladı, bugün renkli camda 30 binden fazla kitap hediye etti.
Peker, ''Televizyonlarda insanlara hiçbir şey vermeyen gelin kaynana programları vardır. O programlara bakarak nitelikli bir şey yapmak istedik. Bir sponsor bularak yerel bir kanalda böyle bir program yapmaya başladık. Bu dünyada ilktir. Televizyonun altına sorular yazılıyor ve telefon bağlantısı ile cevaplar alınıyor. Bilenlere kitap hediye ediliyor. O günden bu güne 30 binden fazla kitap hediye ettik'' dedi.

GELENEĞİ TEMSİL EDEN ŞAİR: DURAN TAMER

Avrupa-Türk Yazarlar ve Sanatçılar Birliği kurucu üyesi şair ve yazar Duran Tamer, halk temsilcisi olduğu halk edebiyatı geleneğini sürdürüyor. 
Tamer, ''Sanatta yalakalık yapmak olmaz. Yalan yanlış bir şeyler yapmak bir yazara yakışmaz. Dosdoğru bir insan olup dobra olmak gerekir. Para, şöhret ve kimlik peşinde koşan insandan sanatçı olmaz. Şair, yazar kitabını kaç tane satılacak diye yazmaz. Halkıma nasıl hizmet ederim diye yazar. Onun için sanat ile uğraşan çok fakat sanatçı yok'' dedi.